İlk zamanlar hamileliğim çok yavaş ilerliyormuş gibi geliyordu bana. Sabırsızlanıyordum. Ne zaman karnım iyice çıkacak, ne zaman hareketlerini hissedeceğim, ne zaman sesime tepki verecek der dururdum. Şimdi ise zamanın ne kadar çabuk geçtiğinden dem vuruyoruz Selim’le. Hamileliğimin sonlarına yaklaşırken, yeni sevgilime kavuşacağım için hem çok sevinçliyim hem de biraz hüzülüyüm. Artık onu kendi vücudumda taşımayacağım, benden nispeten daha bağımsız bir hayata başlangıç yapacak. Hem birbirimize kavuşacağız, hem ayrılacağız. Şimdi sadece o ve ben varız. Her oynayışını içimde hissediyorum. Yediklerimizi paylaşıyoruz, kanımız birbirine karışıyor. Dedim ya değişik bir çelişki. Hem ona kavuşacağım, öpüp koklayacağım için seviniyor ve sabırsızlanıyorum hem de diğer yandan %100 olan birlikteliğimiz nispeten azalacağı için hüzünleniyorum. Sonra Selim’i düşünüp yine şenleniyorum. O da oğluna kavuşacak nihayetinde. Onunla yeniden doğacak belki. Sevginin her türlüsünü hakkını vererek yaşayan sevgilim, bakalım oğluna kavuşunca nasıl bir hale bürünecek. Çiçeği, böceği, canlı cansız her varlığı, gönül gözüyle gören ve seven Selim kendinden olma oğlunu kendi parçasını kimbilir nasıl sevecek. O sahneleri görmeyi çok istiyorum.
Hamileliği çok sevdim ben. Kimbilir belki de kayda değer bir şikayetim olmadığı içindir. Bir mucizenin ana rollerinden biri olmanın keyfi bir yana hamilelik içinde pek çok güzel duyguyu barındıran çok başka bir şeymiş
Kesinlikle her kadının yaşaması gereken bir süreç bence. Kadın olmayı tamamlayan çok önemli bir süreç… Allah hayırlısıyla doğum ile sonlandırmayı nasip etsin.
Click to continue reading “Veee 34. hafta da bitti…”
Cuma öğleden sonrası ile başlayan ve ancak Pazar akşamı biten bir koşuşturma ile oğlumuzun birinci öncelikli ihtiyaçlarını ve annesinin doğum sonrası olası ihtiyaçlarını aldık nihayet. Biraz hazıra konmuş gibi olduk zira benden önceki kâmile arkadaşlarım Meltem ve Cale’nin, gezip dolanıp, araştırıp en sonunda satın aldıkları yerlerden bir kerede her şeyimizi alarak kapattık alışverişimizi. Artık geriye ufak tefek detaylar ve biraz da renkli aksesuarlar almak kaldı. Çok yoğun, koşturmacalı ve yorgunlukla geçen bir hafta sonu olsa da oldukça verimli bir hafta sonuydu.
Click to continue reading “33. Haftayı devirdik (ya da 33. hafta bizi devirdi)…”
Listemize yeni eklenen teyzemin kızı Kübra ile birlikte kâmileler sayımız sekize yükseldi
Allah arttırsın diyorum başka da bir şey demiyorum :p
Şu anda durum 3 KIZ, 4 ERKEK… Hande’cimin bebeği ile denge sağlanabilir ya da erkek yönünde fark artabilir. Bekleyip göreceğiz…
Bebelerin beklenen doğum tarihlerine göre biz sekiz kâmile şu şekilde sıralanıyoruz.
1- Cale’nin kızı 12 Mart 2009
2- Devrim’in kızı 27 Mart 2009 (Devrim’in kızını 37. haftada alacakları için Cale’yi sollayabilir)
3- Yas’ın oğlu 3 Nisan 2009
4- Mertel’in oğlu 23 Mayıs 2009
5- Nohut’un kızı 1 Haziran 2009
6- Meltem’in oğlu 6 Haziran 2009
7- Kübra’nın oğlu 26 Temmuz 2009
8- Hande’nin….. 2 Eylül 2009
Ağustos hariç boş geçilmiş ay yok görüldüğü üzere
Yaşasın doğurgan Türk Kadını
Cuma günü itibari ile aslında yasal olarak SSK iznimi başlatabilirdim. Ancak doktordan 37. haftanın sonuna kadar çalışabilir raporu aldım. Beş haftalık iznimi doğumdan sonra kullanabileyim diye. Bakalım dayanabilecek miyim o kadar. Gün içersinde bilgisayar başında çalışmaktan sırtlarım ağrıyor çünkü. Akşam olsa da eve gidip uzanarak sırtımı dinlendirsem diye bakıyorum saatlere. Neyse ki Meltem pazartesi günü iş başı yapacak. Bu ne demek? Benim şantiye seferlerimin artık bitmesi demek. Artık iyiden iyiye ağırlaştım çünkü, hareketlerim kıvraklıktan çok uzak.
Bebeğin odasına bu hafta da bakamadık. Geçen hafta Selimcim’in dizi ağrıyordu, bu hafta sonu da Selim’in üniversiteden arkadaşı Sanem’in nikahına gittik. Günün ortasında gittiğimiz için kalan kısmında da bi şey yapamadık, Ayşe annemlere geçtik. Yarın sabah ta Gülay’lara kahvaltıya davetliyiz
Karnım burnumda o davet senin bu davet benim gezmelerdeyim hala
Oğluşum da annesi gibi gezenti olur inşaallah… Gezsin, dünyayı ve çeşit çeşit insanları, ayrı ayrı kültürleri görsün benim oğlum. Sonra da gelip bana anlatsın
Click to continue reading “32. hafta da bitti…”
Sabaha aldığım randevuyu doktorun ameliyatı çıktığı için öğlen arasına ertelemek zorunda kaldık. Selim’cimin işlerinin yoğunluğu sebebi ile bu hafta kontrole Ayşe annem ve Hayri babamla gittik. Tansiyon, kilo ölçümünden sonra ultrason bölümüne geçip bebişimin ölçüleri alındı. İki hafta önce 1300 gram olan bebişim 1700 gram olmuş
Haftada 200 gram iyi bir kilo. Oburiks mi olacak acaba???? Uyluk kemiği ölçülerine göre yaklaşık boyu da 42 cm civarında olmalıymış. Bu ölçümler 31. haftaya göre normalmiş. Yüzünün üç boyutlu fotoğrafını istedik doktordan malesef bu defa da aşağı tarafta duran başının önünde ellerin ve kordonun var diye alamadık. Kesin karar vermiş olmalısın bize sürpriz yapmaya… Kararına saygı duyuyorum ve bir daha doktordan böyle bir talepte bulunmayı düşünmüyorum. Babaannesi de bir heyecanla fotoğraf isteyince Herman Bey poposundan bir foto verdi bize
Hani şu 16. haftadan beri her muayenede göstermeye pek bi meraklı olduğun yerden
Hatırladın mı??? Ben de aldım fotoyu akşam babana gösterdim. Bununla idare et dedim
Oğlun çok muzır, işin çok demeyi de ihmal etmedim.